31 Temmuz 2012 Salı

güldüm-ağladım-düşündüm

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Salı, Temmuz 31, 2012
Tepkiler: 
Evet, kelimenin tam anlamıyla bir güldüm bir ağladım bir düşündüm. İzlemek istediğim filmlerden ikisini, belgesellerden de birini izledim bu hafta. Komedi, dram ve belgesel dallarında son derece isabetli seçimler yapmış olmalıyım ki hepsi amacına ulaştı. Bol kahkaha, bol gözyaşı ve düşünceler ile geçti bu haftam. 

1)Buz Devri 4-Kıtalar Ayrılıyor

Canım, gülüm Pixar yapar da ben izlemez miyim? Çocuklar gibi şendim sinemaya giderken. Badi alışık zaten benim elimden tutup animasyon izlemeye götürmeye. Bi nevi velim sayılır şu hayatta;:)

Film serinin ilk 3 filmi ile aynı lezzetteydi. Hatta bana göre 3. filmden bir tık daha iyiydi. Şeftali büyümüş, serpilmiş, genç kız olmuş. Şirin sesli ergen bir kız seslendirmiş Şeftali'yi. Aslında bu filmin en güzel yanı da Türkçe seslendirmesini yapan sesler. Haluk Bilginer, Ali Poyrazoğlu, Yekta Kopan'ın sesleri olmasa bu filmi bu kadar sever miydim ki? Her filmde olduğu gibi bunda da hayatımıza yeni karakterler girdi.

Filmin imdn notu 6.9. Benim notum ise 10 üzerinden 7.5. Filmin sonunda "We Are Family" diye bir şarkı vardı. O kadar hoşuma gitti ki arada açıp dinliyorum. Şarkıyı söyleyenler arasında Jennifer Lopez, Nicki Minaj, Queen Latifah da var. 

2) Dedemin İnsanları

Uzun zamandır aklımın bir köşesinde duran, "mutlaka izlemeliyim" dediğim filmlerdendi, nihayet izlendi. Özellikle, Çağan Irmak'ın Babam ve Oğlum'da yakaladığı havayı hiç bozmadan, aynı tarzda bir filmin altından kalkıp kalkamayacağını görmek için izlemek istiyordum. Nihayetinde tekrara düşmek bir yönetmen için tehlikelidir. Ama bu kez bu klişe kırılmışa benziyor. Çünkü bu film olmuş.

Hikaye sıcak bir Ege kasabasında yaşayan ailenin hikayesi. Minik Ozan ve dedesi Mehmet Bey'in arasında sıkı bir bağ var. Torun dedesine hayran. Ancak dedesinin aklı Girit'te. Mübadele zamanında terk ettikleri evlerini ve Girit'i merak ediyor. Hikayenin geçtiği dönem ise Eylül 1980. 

Benim köklerim de mübadele zamanında Bulgaristan'da malını, mülkünü, evini bırakıp Türkiye'ye gelmiş. Yıllarca anneannem ve babaannemden bu hikayeleri dinledim. Acıları, sıkıntıları... Belki de bu sebepten, izlerken sık sık gözlerim sulandı. Filmin imdb notu ve benim notum 8.0. 

3) 12 Eylül Basını

Bu belgesele kanallar arasında gezinirken İz TV de rastladım. Ekranda Nazım Alpman vardı ve 12 Eylül döneminde Cumhuriyet, Milliyet gibi gazetelerde çalışan gazetecilere o dönemde yaşadıkları baskılar ile ilgili sorular soruyordu. Çok geç bir saatte yayınlanmasına rağmen bitene kadar keyifle izledim. Baskıcı bir dönemde ne kadar gazetecilik yapılırsa o kadar gazetecilik yapmışlar. Haberlerin çoğu sansüre takılıyor, istediğinizi yazamıyorsunuz. Önce gazete yönetimi yazıların "darbe hükümeti" tarafından hoş görülüp görülmeyeceğini kontrol ediyor, ardından yazınız yayınlanıyor. Ama yine de her an sorgulanma, ikaz edilme, hatta hapse atılma ihtimaliniz var. En komiği ise şu: 1982 yılında darbe anayasası referanduma sunulacak. "KABUL" ve "RED" oyu için belirlenen renkler beyaz ve mavi. Evet demek istiyorsanız beyaz, hayır demek istiyorsanız mavi olan kağıdı seçeceksiniz. Referandum yaklaşırken Kenan Evren "mavi" kelimesini tamamen yasaklıyor. Gazetede, televizyonda, radyoda mavi demek, maviyi çağrıştıran şeyler söylemek ve insanları maviye yöneltmek yasak. Oylama sonucunda anayasa %91.37 oranında kabul oyu alıyor. Tabi dönemin karikatüristleri de boş durmamış, içinde mavi olmasa da maviyi çağrıştıran şeylerle çizimlerini yapmaya devam etmişler. 


Dedemin İnsanları ve 12 Eylül Basını Belgeseli'ni arkaya arkaya izleyince, o dönemi düşünmeden edemedim. Bolca kızıp üzüldüm... İz Tv de Yakın Tarih kuşağında pek çok güzel belgesel var. Şiddetle tavsiye ederim.

0 yorum:

Yorum Gönder

Bir blogun en çok ihtiyaç duyduğu şey yorumdur. İşte tam da bu sebepten, aklına geleni yaz...

 

kırmızı kiraz Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea