30 Haziran 2012 Cumartesi

tutmayın beniiiiii

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Cumartesi, Haziran 30, 2012 1 yorum
Aylaaaaaar aylar sonra tatile gidiyorum. Kimse tutmasın beni. Önümüzdeki 15-20 gün boyunca kendimi deniz- güneş- kum üçlüsünün kollarına bırakıyorum. Yıl boyunca arı gibi çalıştım, tatili hak ettim. Şimdi ise masaldaki ağustos böceği gibi döne döne yatmayı planlıyorum:)) 
Yazlıkta internet bağlantım yok. Bu nedenle yazılarıma tatil dönüşü kaldığım yerden devam ederim. Herkese bol denizli, bol güneşli, dinlencesi bol tatiller diliyorum. Adios:))

28 Haziran 2012 Perşembe

hayatımda neler oluyor?

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Perşembe, Haziran 28, 2012 3 yorum

Bugün tam 1,5 ay olmuş bloguma bakmayalı ve yazı yazmayalı. Yoğunluktan, koşuşturmaktan bir türlü elim değmemiş ve bunun farkında bile değilim. Bu süre zarfında o kadar çok şey yaşadım ve hayatımda o kadar çok şey değişti ki.. Nereden başlasam, hangi birini anlatsam bilemiyorum. Aslında her biri ayrı bir yazı konusu, belki daha sonra detaylı olarak anlatırım. Şimdilik önemli olayları özetleyelim. 

6 Mayıs 2012 Pazar

The Switch

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Pazar, Mayıs 06, 2012 5 yorum
Bu filmi geçen hafta izledik Badi' yle. Yorumlamaya bir türlü fırsat olmadı. Efendim filmimiz yaşı 40lara dayanmış bir hatunun suni döllenme yolu ile bebek sahibi olması sırasında yaşanan komik olayları anlatmakta. Filmin başrolünde Jennifer Aniston ve Jason Bateman var. Ben Jenny'i aktris olarak beğenemiyorum nedense. Pek bir yapmacık geliyor bana ekranda. Filmin de konusu ilginç gelmese hayatta Jennifer Aniston filmi izlemezdim zaten. 

Film genel olarak hoş, izlenir, çerezlik kıvamında bir romantik komedi. Çok fazla beklenti içine girmeden, hahahahaha deyip geçecekseniz buyurun izleyin derim. sinemalar.com dan 10 üzerinden 6.1 almayı başaran film imdb de ise tamamen çuvallamış. Puanı 10 üzerinden -1 :)) Ben acıdım da 2/10 verdim.

4 Mayıs 2012 Cuma

bitmek bilmeyen sorun

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Cuma, Mayıs 04, 2012 2 yorum
Çok dertliyim, çooooook... Bıktım bu Türk Telekom'dan vallahi. Zırt pırt internet bağlantısı kopar, hızı yavaşlar, kafasına göre hattı kesip tamirat yapar. Şu an itibariyle yine Tivibu çalışmıyor. Yani bu demektir ki bizim evde 2 gündür televizyon yok. Çünkü kanallar yayını eski tip antenden değil internet bağlantısından alıyor. Hiçbir şey izleyemiyoruz. Onu da geçtim, televizyon çok elzem bir şey değil bizim evde nihayetinde ama sadece bu akşam internet bağlantısı 3 kere gitti. Bu nedir arkadaş yaaaaa? 100 liraya yakın para veriyorum ben sana her ay. Altyapını mı güçlendiriceksin, server larını sağlamlaştırıcaksın, napacaksan yap artık! 


1 sene öncesine kadar eski evimde Uydunet kullanıcısıydım. FIstık gibiydi. 3 sene boyunca ne sorun yarattı ne de arıza. Ama yeni taşındığımız evin bulunduğu sokakta Uydunet bağlantısı yok diye mecburen TTNet'e geçtik, hem de istemeye istemeye. Ben biliyodum başıma işler açacağını.

En gıcığı da ne biliyo musunuz, ne zaman arıza oluşsa anında arıyorum müşteri hizmetlerini, aldığım cevap hiç değişmiyor. "Arıza kaydı oluşturuldu!" Sanıyorsunuz ki hemen sizin derdinize derman olacaklar. Yarın yine arıyorum. Yine aynı cevap. Ertesi gün yine aynı.. Ne arayan var ne soran. Peki arıza? O baki... Bekle babam bekle. Kaç kere şikayet ettim, aynı tas aynı hamam. Geçenlerde 4-5 gün gelmedi internet. Gittim şikayet ettim. Dilekçe yazdım bıktım sizden diye, ertesi gün yaptılar. Ben mecbur muyum senin keyfini beklemeye? İşim var gücüm var internette. Hizmet alamadıktan sonra tam olarak neye ve neden para ödüyorum acaba ben? Geçen yaz tam 2 ay Tivibu arızalıydı. Evet yanlış duymadınız, tam 2 ay televizyon çalışmadı bizim evimizde. Sonuç: Bir özür bile yok!

Valla Uydunet bizim sokağa gelir gelmez senden kurtulucam TTNet. Hatta Dsmart, vb ne varsa uyar bana. Araştırıyorum, kafama göre bişey bulduğum an kaçarak uzaklaşıcam senden. Nefret ediyorum senin bitmek bilmeyen sorunlarından ve müşteriyi zerre kadar önemsemeyen tavrından. Ödediğim paranın çoğunun karşılığını da almıyorum zaten. Olmasan da olur yani...

2 Mayıs 2012 Çarşamba

ne izliyorum-3

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Çarşamba, Mayıs 02, 2012 11 yorum
Seksenler. Yine mi TRT diyeceksiniz, valla ben de buraya yazmaya başlayınca fark ettim ki sürekli TRT izliyormuşum:)
Taaa en başından, ilk yayınlandığı günden beri (24 ocak) heyecanla izliyorum. Her şeyden önce konusu beni çeken bu dizinin bir de senaristi, çok sevdiğim, Metin Akpınar' lı "Papatyam" dizisini de kurgulayan Murat Aras olunca pek güzel olmuş. Cast seçimi ise muhteşem. Her bir oyuncu karaktere cuk oturmuş. Ergun Plak rolündeki Serhat Kılıç' ı "Benim Annem Bir Melek" te Azeri iş adamı İbadullah rolündeki sevmiş, beğenmiştik, şimdi ise bayıldık. Anne rolündeki Özlem Türkad, babamız duayen Rasim Öztekin, Niyazimiz Vural Çelik, evin kızı Yasemin Çonka, evin oğlu İlker Ayrık ve tabi kiiiiii "Nabıyon Beyaa???" ile dillere pelesenk olan Berat Yenilmez... Hepsi muhteşem oyunculuk sergiliyor. Şoray Uzun komik adamdır ama bu dizide aşırı sakin oynayışı sanki olmamış. Taaa Baskül Ailesi'nden hatırlıyorum kendisini. "Güven Pazarlama" yı hatırlıyorsanız Şoray Uzun'un nasıl hareketli bir komedyen olduğunu da bilirsiniz. Hatırlayamadım diyorsanız buraya tıklayın. Dediğim gibi, bu dizide fazla sakin.  Yönetmeni de harikalar yaratan Müfit Can Saçıntı. Hani şu Çocuklar Duymasın dizisindeki Mandıra Filozofu Mustafa:)

Anlaşılan yapımcı Birol Güven, internette fenomen haline gelen 80li yıllara duyulan ilgiyi iyi değerlendirmiş ve o yıllara özgü davranış-konuşma-obje-kıyafet-esprileri bir araya getirince ortaya iyi bir iş çıkmış. 

Geçtiğimiz cuma akşamı dizi ekibinin bir bölümü Beyaz Show' un konuğuydu. Programda Beyaz'ın yaptığı bir tespit vardı ki bence geceye damgasını vurdu. "Yalan Dünya, Leyla ile Mecnun, Seksenler dizilerinin izleyicisi aynı. Birini takip eden, mutlaka diğerlerini de takip ediyor." Bu tespite katılıyorum. Çevremde hakikaten durum böyle.
Program ekibi 80li yıllarda televizyonda en çok izlenen programlardan bir demet hazırlamışlar, izlerken "Aaaa, evet bu da vardı." dedirtti.

Gecenin sürprizi ise Ayşe Tolga- Serhat Kılıç-Fatih Erkoç üçlüsünün Rasim Öztekin'in çaldığı bateri eşliğinde caz söylemesi oldu. Serhat Kılıç harikalar yarattı diyebilirim.
Ne çok severmişiz 80li yılları da haberimiz yokmuş...


30 Nisan 2012 Pazartesi

düğün-dernek

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Pazartesi, Nisan 30, 2012 0 yorum
Geçen yıl yaz aylarının başında evlenmiş bir yeni gelin olarak bu post bana uymamış gibi görünebilir. Ama aslında düğünü yeni atlatmış biri olduğumdan tam da benim uzmanlık alanım sayılır. Dün akşam Badi ile çok sevdiğimiz arkadaşlarınız Mimi ile Toto'nun düğününe gidince aklıma kendi düğünümüz geldi. Bu nedenle, evlilik hazırlıkları yapan çiftlere, düğün mevsiminin başındayken yazdığım bu yazı ile birkaç küçük tavsiyede bulunmak istedim. Bu yollardan yakın zamanda geçmiş birinin önerileri işinize yarayacaktır.
1) Not defteri edinin. Zira "alınacaklar" ve "yapılacaklar" olarak iki uzun listeniz ve aklına geldiğinde not etmek üzere yanınızda taşımanız gereken bir not defteriniz olmalı.
2) Kadın ve erkek iki ayrı liste yapmalı. Böylelikle herkes düğün ile ilgili hayallerini kağıda dökmüş olur. Sonra oturur bunların kesişim kümesini oluşturur, ikinizin de hoşuna gidecek bir düğün planlarsınız.
3) Panik yapmayın (ben yaptım siz yapmayın tavsiyesidir bu:) ). Rahat olun. Her zaman işler yetişir.
4) İlk işiniz düğün mekanını ayarlamak olsun çünkü mekan bulamazsanız düğünle ilgili diğer tüm planlar yalan olur. Erken erken karar verip istediğiniz mekanı istediğiniz ay ve günde rezerve etmelisiniz. 
5) Mekan seçildikten sonraki en önemli iş gelinlik seçimidir. Ortalama olarak bir gelinlik 2-4 ayda dikilir. Modeli beğenmeniz 1-2 hafta, dikimi de en az 3 ay desek, yine her halükarda size 4 ay lazım. Diktirmeye gerek yok hazır alırım derseniz hayal ettiğiniz gibi bir gelinlik bulamama ihtimalini aklınızdan çıkarmayın.
6) "E gelinlik tamam, peki ya damatlık?" dediğinizi duyar gibiyim. Onu dert etmeyin, 1 günde alınıyor:)
7) "Nikahınız düğünde mi kıyılacak, yoksa önce mi?" buna karar vermelisiniz. Ama her iki ihtimal için de erkenden nikah dairesine gidip sağlık raporu, nüfus kayıt örneği gibi evrakları tamamlayıp düğünün yapılacağı tarihe göre nikah günü alın. 
8) Not defterinize her gün aklınıza geldikçe davetli listesine yazılacak insanlar ekleyin. Son dakikaya bırakırsanız mutlaka birilerini unutursunuz. Yavaş yavaş listeyi oluşturun.
9) Gelinlik bitmeden saç modeli, çiçek, ayakkabı beğenmeyin. Gelinlik tasarladığınızdan farklı olursa sorun olabilir.
10) Düğün ile ilgili aklınıza gelen detayları not defterine not alın. Zaman azaldıkça yapılacak iş sayısı artar ve "şunu şöyle yaparım, bunu da böyle" dediğiniz şeyler aklınızdan uçar gider.
11) Mekanı sık sık ziyaret edin. Masa düzeni, ses sistemi, garsonların hizmeti, pasta, müzik gibi detayları inceleyin. Hatta düğününüzden önce o mekanda yapılan bir düğünü mutlaka izleyin.
12) Düğün detayları için öneriler:
      - Damat için üzerinde A&B gibi baş harflarin yazılı olduğu kol düğmeleri ve
         gömlek yakasına baş harf işlemesi.
      - Mekanın duvarlarını gelin ve damadın geçmişte çekilmiş fotoğrafları ile
         süslemek.
      - Bol bol balon kullanmak.
      - Anı defteri.
    - Nikah şekeri yerine ÇEKÜL vakfından doğa dostu armağan: Sizin adınıza koru oluşturma. 70 fidanlık korunun bedeli 450 tl dir. Dostlarınıza davetiyede yazacağınız minik bir notla, onlara nikah şekeri dağıtmak yerine adınıza minik bir orman yarattığınızı bildirirsiniz olur biter.
13) Düğününüzün hayatınızın en güzel ve mutlu günü olduğunu, bu anı bir daha yaşayamayacağınızı unutmadan her saniyesinin tadını çıkarın. Hoplayın, zıplayın, şarkılar söyleyin, göbek atın. Alem ne der deyip sakın kendinizi kısıtlamayın. Ben 2 farklı şehirde 1 hafta arayla 2 düğün yapmış biri olarak 2 düğünümde de böyle yaptım. Ohhh, sefam olsun:)

Kabul, düğün yapmak zor ve zahmetli. Ama bir o kadar eğlenceli hale getirmek sizin elinizde.
 

kırmızı kiraz Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea