10 Ocak 2014 Cuma

anlayamazsınız

Gönderen Bestesiyleannesi zaman: Cuma, Ocak 10, 2014
Tepkiler: 
Hep söylüyorum; bu memlekette haber seyretmek bana yaramıyor. Sinirlerim zıpladı yemin ediyorum.

Gevrek gevrek gülerek çocuğuna 100.000 Euro değerinde tekne aldığını anlatıyor. 100.000 Euro Türk parası olarak neye tekabül ediyor diye hesaplıyorum hemen. Bayağı bi ediyor... Benim aylık gelirim 1000 Euro olsa, yemeden içmeden 100 ay para biriktirsem alabiliyorum. 100 ay kaç yıl eder onu daha hesaplamadım. Fakir ruhum olanları kavramakta zorlanıyor.
 
Kendimi bu senaryonun 13 yaşındaki ergeninin yerine koyuyorum hemen. Babam ve ben fuara gidiyoruz. Fuar dediysem hemen TÜYAP kitap fuarı falan sanıp da beni erdemli biri sanma. Tekne alacak bana babam! Gezip dolaşırken o muhteşem tekneyi fark ediyorum. Aman Allahım, hayallerimin teknesi! İşte orada duruyor. Babamın elinden tutup teknenin olduğu tarafa doğru çekiştiriyorum. O da margaritası elinde peşimden geliyor. Sağ elimin işaret parmağıyla tekneyi gösterip dudağımı hafiften ördek kıvamına getirip büzüşük bir ses tonuyla "Bunu bana alır mısın babacığıııııııım?" diye şımarıklanıyorum. Babam yani sonuçta, her fakirin alabileceği kıytırık bir tekne için beni mi kıracak? O da öyle düşünmüş olmalı ki stand görevlisinin "Paket mi olsun, burda mı binersiniz?" sorusuna "Paket olsun hiç şeeetmeyelim şimdi." şeklinde yanıt veriyor. Benimse aklıma o teknenin denizde yapacağı baloncuklar ve köpükçükler takılıyor. Bir fakirin sıradan bir günü işte böyle geçiyor...
 
Çok değil sadece 1 hafta önce doktora ulaşamadığı için minnacık bir çocuk köyünde öldü ve babası, bebeğinin cenazesini sırtındaki çuvalla karlara bata çıka otopsi için şehir merkezine taşıdı. İkisini yan yana koyup "babalık nedir" diye düşünmeden edemiyor insan.
 
Anne babalar nasıl olur da  çocuğunun tüm hayallerini yıkmaktan bu kadar keyif alır. İnsanlar yaşamlarını, hayallerini gerçekleştirerek yaşadıkça mutlu olurlar. Eğer hayat akıp giderken hayalleriniz gerçeğe dönüşmezse mutsuzluk, depresyon, ruhsal bunalımlar sizi bekler. Bir anne baba düşünün, çocuğunun en büyük hayalini 13 yaşında gerçekleştirmiş. Bundan gurur duyuyor. Çok pahalı bir hediyeyi 13 yaşındaki çocuğa veriyor. Peki bu çocuk yaşamının geri kalan kısmında ne için mücadele edecek? 13 yaşındaki bir çocuk 100.000 euroluk bir tekneye sahip olursa 20 yaşına geldiğinde neyi satın almak için yanıp tutuşacak? Ebru Gündeş'in deyimiyle Mars'ı mı? Ondan sonra gelsin ruhsal çöküntüler, uyuşturucu kullanımı, intiharlar, 27 yaşında altın vuruş... Sonra yakınma ama çocuğun 30 yaşında hayattan vazgeçtiğinde. Senin yüzünden! Tüm mücadele gücünü elinden alıp ona tutunacak dal bırakmayan sensin.
 
Bir çocuğa büyük bir zarar vermek için onu dövmenize, işkence etmenize hatta belki daha kötülerini yapmanıza hiç gerek yok. Hayallerini elinden alın yeter.

0 yorum:

Yorum Gönder

Bir blogun en çok ihtiyaç duyduğu şey yorumdur. İşte tam da bu sebepten, aklına geleni yaz...

 

kırmızı kiraz Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea